azgın meral

Adım Meral, 27 yaşındayım. Herşey 3 yıl önce eşimin tayin olması ve bizim başka bir şehre taşınmamızla başlamıştı. 4 katlı blok apartmanların olduğu, birbirine bitişik dairelerden kurulu bir lojman dairesine taşınmıştık. Ev küçük ama fena diildi, tek kusuru hem ön hem de arka cephedeki pencerelerin karşı taraftakilere çok yakın olmasıydı, karşı sıradaki bloğu dar bir avlu ayırıyordu. İlk başlarda bundan rahatsız olmuş, perdeleri sıkı sıkıya kapatıyordum, ama bir süre sonra usandım. Zaten içli dışlı oturduğumuz için komşularla sıkı fıkı olmuştuk. Artık perdeleri sadece geceleri kocamla seviştiğimiz zamanlarda, giyinirken veya banyo yaptıktan sonra kapatıyordum.Yine bir gece salonda tek başıma oturuyordum. Sonbahar aylarıydı, eşim iş seyahatine gitmişti, üç haftalığına yalnızdım. Koltukta yayılmış, televizyon seyrediyordum, ışıklar kapalıydı, salonu sadece t.v.nin loş mavi ışığı aydınlatıyordu. Bir ara esnemek için kafamı hafifçe kaldırdığımda karşı pencereden birinin dışarıya, hatta direk karşıda olduğu için bizim eve, benim olduğum tarafa baktığını fark ettim. Önce ne olduğunu anlayamadım, sonra fark ettimki pencereden bakan karşı dairenin 16-17 yaşlarındaki oğluydu, karanlıktı ama silüetinden o olduğunu anlamıştım. Evet oydu ama neye bakıyordu karanlıkta derken jeton düşmüştü. O gün dar yazlik penye elbisemi giymiştim ve koltukta otururken elbisem sıyrılmış, çıplak bacaklarım nerdeyse kalçalarıma kadar açılmıştı, bizim komşunun oğlu da bu güzel görüntüyü seyrediyordu. Tabii hemen toparlandım, panikle kalkıp perdeleri kapadım, heyecan ve sinir basmıştı. Hem dalgınlığım için kendime, hem de beni utanmazca röntgenleyen karşıdaki çocuğa kızmıştım, kimbilir beni seyrederken ne yapmıştı, rezil olmuştum. Ne yapmalı bilemedim, annesine mi söylemeliydim, ama yok söyleyemezdim, en iyisi sakin olup konuyu kapatmak dedim. Ama ertesi gün yine de soluğu karşı komşumda aldım. Kahve içme bahanesiyle gitmiştim ama amacım oradan bizim evin nasıl ve ne derece göründüğünü test etmekti. Komşumun salonundan bizim salon ve t.v.nin karşısındaki kanepe yandan kabak gibi gözüküyordu tabii. Biz çene çalarken oğlan okuldan geldi, salona girip beni görünce kıpkırmızı kesildi, utancından odasına uçtu. Komşumda bir süre daha oturduktan sonra gitmek üzere kalktım, ayakkabılarımı giydim, giymemle ayağımın altında bir ıslaklık hissetmem bir oldu, ne olduğunu anlamış ama komşuma çaktırmamıştım. Eve gidip hemen ayakkabılarımı ve külotlu çorabımı çıkardım, ayakkabım, çorabım ve ayağımın altına bulaşmıştı, emin olmak için de kokladım, tahminim doğruydu, ayakkabıma boşalmıştı… Sonraki gün alışverişe çıktım. Akşam üzeri yemeğimi yapıp bulaşıkları halletikten sonra duşa girdim. Duştan çıkınca bornozumu giyip salona geçtim, t.v.yi açtım ve kanepeye uzandım. O yorgunlukla dalmışım. Kendime geldiğimde bornozumun önünün azıcık açılmış olduğunu fark ettim, hemen doğruldum ve baktım, tabi ki küçük izleyicim oradaydı. Gene kızmıştım ama yapacak bişey yoktu. Bu sefer ondan intikam almaya karar verdim. Onu delirtecek, böylece sinirimi alacaktım. İçeri gidip kremimi aldım. Perdeyi azıcık kapayıp aralık bıraktım. Yerden aydınlatmalı lambayı açtım. Çaktırmadan oturdum, bornozumu hafifce sıyırıp bacak bacak üstüne attım. Bacaklarıma yavasça krem sürmeye başladım. Önümü de hafifce açmıştım, böylece öne eğildiğimde iri göğüslerim hop diye dışarı fırlayacakmış gibi oluyordu. Arada çaktırmadan bakıyordum, o karanlıkta tam seçilemiyordu ama beni izlediğinin farkındaydım. Kalkıp hafif yan döndüm ve göğüslerime ve sonra da kalçalarıma krem sürdüm. Çıldırdığından emindim. Yaptığım şey çok tehlikeliydi aslında ama intikam almayı kafaya koymuştum bi kere. Ayrıca garip bi zevk almış, içimi heyecan sarmıştı. Beni sadece gizli röntgencimin izlediğinden de emindim. Biraz daha krem sürüp perdeleri şak diye kapattım ve zafer edasıyla yattım. Ertesi akşam küçük röntgencimi iyice çıldırtmaya karar vermiştim. Ailesi o gün bir düğün için 1 haftalığına memlekete gitmişti, ben de bu fırsattan yararlanacaktım. Yemeğimi yedikten sonra makyaj yaptım, üzerime siyah boğazlı kazağımı, siyah-gri kareli mini eteğimi, siyah lycra külotlu çorabımı ve topuklu ayakkabılarımı giydim. İri göğüslerim iyice belli olsunlar diye sütyen takmadım, külot da giymemiştim. Omuz hizamdaki koyu kahve saçlarımı da açtım, aynaya baktığımda çok mu abarttım acaba dedim, her yerimden seksilik fışkırıyordu. Salona gidip perdeleri sadece karşıdan görünecek şekilde ayarladım. T.v.yi açtım ve kanepeye oturdum. Baktım, benimki yerini almıştı. Bacak bacak üstüne attım önce. Sonra yerlerini değiştirdim. Ayağımı sallamaya başladım. Eteğim mini olduğu için bacaklarım nerdeyse kalçalarıma kadar açıktı. Benimki izliyor ve eminim masturbasyon yapıyordu. Ona daha fazla zevk vermek için tam karşısına oturup bacaklarımı hafifce araladım. İçimi ateş basmıştı, fena olmuştum. Tahrik etmek isterken ben de çok fazla tahrik olmuştum. Elim istemeden orama gitti. Eteği yukarı sıyırıp çorap üstünden kendimi okşamaya başladım. Bir elim de göğsüme gitmişti. Elimi, çorabımın içine soktum, kazağımı yukarı sıyırdım, bir yandan oramı okşuyor, bir yandan da memelerimi avuçluyor, sıkıyordum. Çok fena azmıştım, parmaklarımı içime sokmaya başladım, önce iki, sonra üc parmağımı birden soktum, zevkten dudaklarımı ısırıyordum. En sonunda dayanamadım ve boşaldım, küçük izleyicim de eminim ihya olmuştu ve defalarca patlatmıştı. Kalkıp yattım, o kadar azmıştım ki dayanamayıp saç fırçamın sapını kullanarak yatakta bir defa daha mastürbasyon yaptım ve uyudum. Ertesi gün, akşamı iple çeker hale gelmiştim. Bu garip oyun bana son derece zevk verir hale gelmişti, heyecandan hiçbir şey umrumda değildi. Perdenin gerisinden küçük röntgencimin okuldan dönüş saatini gözlemeye başlamıştım. Öğleden sonra geldi. Kıyafetim akşamkiyle aynıydı, sadece yüzümde makyaj yoktu, ayağımda da topuklu terliklerim vardı. İçime de sütyen ve külot da giymemiştim, zaten evde pek giymezdim. Hava daha aydınlıktı, perdelerim açıktı, kayıtsızca t.v.ye bakıyor, arada karşı pencereyi yokluyordum. Çok geçmeden benimki yerini almıştı. İçimi bir ateş basmıştı, şov başlıyordu. Bir bacağım bükülü şekilde koltuğun üzerinde, diğeri ileri uzanmış şekilde yerde, göğüs uçlarım şişkin, eteğim hafif kalçalarıma doğru sıyrılmış vaziyette pencereye yanlamasına oturmuş, farkında değilmişim gibi t.v. seyrediyordum. Biraz bacak şov yaptım küçüğüme. İleri uzatıyor, büküyor, kendime doğru topluyordum. Bacak bacak üstüne atıyor, bacaklarımın yerini değiştiriyordum. Sonra ona tam karşı gelecek şekilde kanepeye uzandım ve bacaklarımı açtım. Çorap olsa da aydınlığın da etkisiyle her şeyimi kabak gibi görebilirdi artık. Sonra kapadım ve hafifce tekrar araladım. Uzandığı yerden bacak bacak üstüne atıp ayağımı oynattım. Çıldırdığından emindim. Ama bir gerçek vardı ki ben de çıldırmak üzereydim. Sırılsıklam olmuştum, artık daha fazla dayanamayacaktım. Eteğim yukarı doğru iyice sıyrılmış şekilde ayağa kalktım. Gözüm dönmüştü, çocuğa gidip üzerine atlayacak vaziyetteydim ama cesaretim yoktu, hem bir gören olurdu. Nasıl yaptığımı bilemedim, büyük bir cesaretle çocuğa işaret parmağımla gel işareti yaptım. Şaşırmıştı, bir süre durup pencere önünden ayrıldı. Kesin utanmıştı. Ben ne yaptım dedim, kalbim küt küt atıyordu. Çocuğun utancından kaçtığını düşündüm ve sakinleşmek için derin nefes almaya başladım ama faydası yoktu. Tam o anda kapı çaldı, heyecandan ölecektim. Hemen kendime gelip toparlandım, üstüme başıma aceleyle çeki düzen verip kapıyı açtım. Küçüğüm de son derece raydan çıkmış olmalı ki büyük cesaret sergileyerek gelmişti, ordaydı işte. Bana şapşal şapşal bakıyordu, ben de ona. Konuşmaya gerek yoktu, elinden tutup aldım içeri ve ateşli bir şekilde dudaklarına yumuldum. Zavallım daha öpüşmeyi bile bilmiyordu. Dudaklarını yiyor, dilimi ağzının içine sokuyordum, siki kazık gibi olmuştu, bana yapışmıştı hissediyordum. Ben de acayip sırılsıklamdım, artık gözüm hiçbirşeyi görmüyordu. Saçlarından kavradığım gibi başını aşağıya doğru bastırdım ve eteğimi kaldırıp yüzünü amıma gömdüm. Saçından tutarak ağzını burnunu çorabın üstünden amıma sürttüyordum, o kadar azmıştım ki zevkten küçük inlemeler çıkarmaya başlamıştım. O da ilk defa kokladığı amcığın kokusundan olsa gerek havaya girmiş, yumulmuştu. Derin derin nefes çekerek kokluyor, öpüyor, dudaklarını gezdiriyordu. Islaklığım artık çorabı da geçmiş, bacaklarımdan akıyordu nerdeyse. Saçlarından çekip çorabın apış arama gelen kısmını bir hamlede yırttım ve açılan yerden başını tekrar orama gömüp hadi yala dedim. Çocuk öyle bir yumulmuştu ki sanki iştahla dondurma yalıyordu. Çocuğun kafasını yönlendiriyor, arada dudaklarını em, orasını yala diye komut veriyordum. Sonra dilini içime sok dedim, soktu ve ben kafasını iyice bastırdım, dili içimdeydi, zevkten çıldırmak üzereydim. Nasıl tadı dedim, cevap verecek hali yoktu zavallının, ummm diye inlemekle yetindi. Çocuğu çektim ve soyun ve kanepeye yat dedim, sonra arkamı dönüp çorabımı ve kazağımı çıkardım. Döndüğümde ikimiz de şok halindeydik. O şaşkınlık ve mutlulukla onun için bir hayal olan seksi vücuduma ve iri göğüslerime bakıyor, ben ise iştahla inanılmaz bir büyüklük ve kalınlıktaki organına bakıyordum, hatta ikimiz de bir süre bakakalmıştık. Ben daha önce kendime gelip -o hala rüyayda gibiydi- küçüğümün başına oturdum ve yala dedim. Amım tam ağzının hizasındaydı, yalamaya başlamıştı. Sıra bendeydi. Eğilip o muhteşem alete doğru yaklaştım. Mayhoş ve ekşi bir koku geldi burnuma, dondurmanın üstünden ilk tadı alır gibi bir dil darbesi yaptım üstüne, sonra bir tane daha, benimki inlemişti. Sonra yavaşca başını yalamaya başladım. Son derece büyük ve diri bir aletti, hazinemi bulmuştum adeta, tadını çıkarıcaktım. Başı nerdeyse mosmor ve dev gibi olmuştu, sımsıcacıktı. Dilledikçe o kokunun ve ağzıma gelen tadın nedeni anlaşılmıştı, benimki evde beni seyrederken patlatmıştı ve temizlenmemişti. Bu koku ve tat beni daha da azdırmaya yetmişti, harikaydı. Çok geçmeden yumuldum ve ağzıma alıp emmeye başladım. Vantuz gibi emiyordum, o da acemice amımı yalyor, dilliyor, amımın dudaklarını emiyordu. Ben de onu yalıyor, emiyor, arada ağzımdan çıkarıp dilimi üzerinde gezdiriyor, kasıklarını dilliyordum. Biraz daha doğrulup küçüğümün başına tam oturdum ve hadi her yeri yala orda dedim. Amımdan kayıp götümün çevresini yalamaya başlamıştı. Ben de ağzıma sokup hepsini almaya çalışıyordum ama imkansızdı, boğazıma kadar girse yetmezdi. Ağzımın içinde dudaklarımla sarıp yalamaya başladım, o da göt deliğimin çevresini yalıyordu. Kafamı hafifce aşağı yukarı sallayıp ağzımdan çıkarmadan emiyor, yalıyordum, o da artık deliğime nerdeyse dilini sokacaktı. Çok geçmeden ağzımın içine patladı, ben geleceğini anlamış ama çıkarmayıp daha da yumulmuştum, ağzımın içine, boğazıma sıcak sıcak fışkırdı, sular seller gibi gelmişti, en sonunda ağzım dolduğu için çıkarmak zorunda kaldım, menisinin yutamadığım kısmı dudaklarımdan sarkıyordu. Hemen geliyorum dedim, ağzımı çalkalayıp döndüm. Benimki kıpkırmızı olmuştu, boşalınca bir utanma da gelmişti, oturup iki büklüm olmuştu, önünü kapatıyordu. “Ben” diye söze başladı ama parmağımı dudaklarına götürüp “şşşş” dedim ve çenesinden kavrayıp öptüm onu. Tabii ki bu öpüş kısa sürede yiyişmeye dönüştü. Artık benim zamanım gelmişti, sularım bacaklarımdan aşağıya akıyordu. Onu yatırdım ve üzerine çıkıp hemen sertleşen sikini kavradım. Amımın hizasına getirip başını dayadım ve yavaş yavaş o sıcaklığı, o diri sertliği hissederek, keyfini çıkararak içime almaya, hafifce çekip çekip tekrar almaya başladım. İçime yavaş yavaş girdikçe amım sikini kavrıyordu, adeta birbirleri için yaratılmışlardı. Yavasca sikinin üzerine otururken dayanamayıp hart diye sapladım, o an zevkten bayılacaktım nerdeyse, ki çığlık atıp kendime geldim. Sonra deli gibi üzerinde zıplamaya başladım, küçüğüm çatır çatır sikiyordu beni, arada sertçe saplayıp duruyor, kalçalarımı çalkalayarak onu da delirtiyordum. Ellerini ellerime alıp göğüslerimi kavrattırdım, hafifce yoğurmasını, alttan okşayıp sıkmasını, uçlarına dokunmasını ve hafifce ezmesini öğrettim ona. Sonra kafasını kaldırıp ağzına verdim o diri ve dolgun memelerimi. Deli gibi emiyor, yalıyordu, ben de amımı sikine vuruyor, kalkıp iniyordum, şak şakk diye ses geliyordu. Bir taraftan kalçalarımı okşatıyor, popomu sıktırıyordum. O ana kadar iki gez gelmiştim ama üçüncüsü gelirken benimki içime ılık ılık boşalmaya başladı, o zevkle ben de çığlıklar atarak orgazm olmuştum, yavaşladık ve ben küçüğümün dudaklarına yumuldum. Sonra durdum ve küçük küçük öpmeye başladım. Yana devrilip saçını okşamaya başladım, gülümseyerek sen nerden çıktın yaa dedim. Mutlu ve şaşkındı, konuşamıyordu. Hala inanamıyor ve utanıyordu. Kalktım ve banyoya gittim, sen de giyin dedim. Döndüğümde giyinmişti, oturup konuşmaya başladım. Birşeyler içtik, sohbet ettik. Utangaçlığını yenmesini istiyordum. Bir hazine bulmuştum ve bırakmaya kesinlikle niyetim yoktu… devamı gelecek..

Bir cevap yazın