inanmak zor

SELAM ADIM CEM.SİZE 2 YIL ÖNCE YAŞADIĞIM OLAYI ANLATMAK İSTİYORUM.İSMLER GERÇEK DEĞİLDİR.YAZ TATİLİ İÇİN NEREYE GİDECEĞİMİ DÜŞÜNÜRKEN O GÜNLERDE AKŞAM ÜSTÜ TEL.ÇALDI.TEL AÇTIĞIMDA LİSE ARKADAŞIM CENK ARIYORDU. SOHBETTEN SONRA TATİL OLARAK NEREYE GİDERİM DİYE SORDUM.ODA OĞLUM MADEM TATİLE GİDECEKSİN BİZİM YAZLIGA GELSENE DEDİ.BENDE YAZLIKTA KİMİN OLUP OLMADIGINI SORDUM ODA KIZ KARDEŞİYLE YANLIZ OLDUĞUNU SÖYLEDİ BENDE KABUL ETTİM.(YAZLIKLARI BODRUM YALIKAVAKTA.) SEVİMLİ BİR KIZKARDEŞİ VAR AMA BİRAZ SOĞUK DAVRANIYORDU BANA.GİTTİĞİM İKİNCİ GÜN BENİ ARKADAŞLARIYLA TANIŞTIRIP HEP BERABER DENİZE GİTTİK.AKŞAMA KADAR EĞLENDİKTEN SONRA EVE GERİ DÖNDÜK.CEREN NİN BANA DAHA SICAK DAVRANDIGINI FARKETTİM.BARA GİTTİK SABAHA KADAR EĞLENDİK.EVE BEN,CENK,CEREN VE CENKİN KIZ ARKADAŞI AYLA GELDİ.BİRAZ MUHABBETTEN SONRA CENKLE AYLAYI YANLIZ BIRAKALIM DİYE CERENLE BAHANE UYDURUP ODADAN ÇIKTIK.CERENE BEN YATIYORUM ÇOK YORULDUM DEDİM.CERENDE DAHA ERKEN SOHBET EDERİZ SANA RESİMLERİMİZİ GÖSTERİRİM DEDİ.FAZLA DURAMAM DİYEREK CERENİN ODASINA GİTTİK.ÜSTÜNDE İNCE BİR BADİ ALTINDADA KISA ŞORT VARDI.OTURUP RESİMLERE BAKARKEN CERENLE BACAKLARIMIZIN TEMASINI İSSETTİM.BEN KENDİMİ KENARA ÇEKERKEN O BANA YAKLAŞIYORDU.NE YAPACAĞIMI ŞAŞIRMIŞTIM.CEREN BANA KIZ ARKADAŞIM OLUP OLMADIĞINI SORDU.BENDE EVET VAR DEDİM.BEKİ NEDEN SENİNLE BERABER DEĞİL DEDİ BENDE TATİLE GENELLİKLE YANLIZ ÇIKTIĞIMI ZATEN İSTESEDE AİLESİNDEN İZİN ALAMAYACAĞINI SÖYLEDİM.BANA İLŞKİMİZ HAKKINDA SORULAR SORMAYA BAŞLADI VE SONUNDA ONUNLA BERABER OLUP OLMADIGIMI SORDU.BENDE HİÇ İLŞKİYE GİRMEDİĞİMİZİ ZATEN BÖYLE BİRŞEYİDE DÜŞÜNMEDİĞİMİ SÖYLEDİM.NEDEN DİYE SORUNCA ONU SEVDİĞİMİ VE EVLENDİĞİMİZ GÜN İLİŞKİYE GİRECEĞİZ DEDİM.SEN NASIL KARŞILIYORSUN İHTİYAÇLARINI DEYİNCE Bİ DONUP KALDIM.BİRAZDA SİNİR OLMUŞTU CEREN ONA YÜZ VERMİYORUM DİYE.(HER İSDEDİĞİNİ ELDE EDEN TİPTEN Bİ KIZ)BUNUN O KADAR ZOR OLMADIĞINI İSTANBUL`DA İSTEDİĞİM ZAMAN KADIN BULACAĞIMI SÖYLEDİM.KENDİNDEN ÇOK EMİNSİN DİYEREK GÜLÜMSEDİ.UYKUMUN GELDİĞİN! İ VE ODAMA GİTMEK İSTEDİĞİMİ SÖYLEDİM CERENDE İSTERSEN BURADA YATABİLİRSİN BENİM UYKUM YOK BEN BİRAZ DAHA OTURACAĞIM DEDİ.BİRAZ DÜŞÜNDÜKTEN SONRA KABUL ETTİM AMA ODADAYA GİDİP ŞORTUMU GİYEYİM DEDİM CERENDE BANA İSTERSEN İÇ ÇAMAŞIRIMLA YATABİLİRSİN BEN RAHATSIZLIK DUYMAM DEDİ.YORGUN OLDUĞUM İÇİN HEMEN ÜSTÜMÜ ÇIKARTIK YATTIM.ARADAN 30DAKİKA GEÇTİKTEN SONRA PENİSİMDE BİŞEYLERİN DOLAŞTIĞINI HİSSETTİM UYUYORMUŞ GİBİ YAPIP KENDİMİ OLACAKLARA BIRAKTIM.CEREN BENİ UYANDIRMAMAYA DİKKAT EDER GİBİ YAVAŞ YAVAŞ OYNAMAYA BAŞLADI PENİSİMLE ÇOCUK ÇOK GEÇMEDEN AYAĞA KALKTI BENSE HALA UYUYORMUŞ NUMARASINA DEVAM ETTİM.CEREN KİLOTUMU SIYIRIP MALAFATI DIŞARI ÇIKARDI VE AĞZINA ALMAYA BAŞLADI.ARTIK UYANMAM GEREKTİĞİNİ VE DADINI ÇIKARMAM GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNDÜM.BİRDEN YATAKTAN KALTIM.CEREN ŞAŞKIN Bİ VAZİYETTE SURATIMA BAKTI NE YAPIYORSUN CEREN DİYE SORDUM HİÇ BİRŞEYDEN HABERDAR DEĞİLMİŞ GİBİ ODA BENDEN ÇOK ETKİLENDİĞİNİ VE BİRLİKTE OLMAK İSTEDİĞİNİ SÖYLEDİ.KOLUNDAN TUTTUM VE YANIMA ÇEKTİM ÇILGINCA SEVİŞMEYE BAŞLADIK CERENİ MUZ GİBİ SOYUP HERTARAFINI YALAMAYA BAŞLADIM.CERENİN İNİLTİLERİ YAN ODADAN DUYULABİLİRDİ VE YAN ODADA ABİSİ VARDI.CERENNE ABİSİNİN UYUYUP UYMADIĞINI KONTROL ETMESİNİ İSTEDİM.CEREN ODAYA GERİ DÖNDÜĞÜNDE ABİSİNİN UYUDUĞUNU AYLANINDA BİLGİSAYARDA OYUN OYNADIĞINI SÖYLEDİ.BENDE AYLA BİZİ DUYMAZMI DEDİM.ODA BU DURUMDAN HİÇ RAHATSIZ OLMAYACAĞINI SİZ DİLEDİĞİNİZ GİBİ DAVRANIN DEMİŞ.BİZ TEKRAR SEVİŞMEYE BAŞLADIK CERENİN GÖĞÜSLERİ O KADAR GÜZELKİ ZATEN BUNUN FARKINA KUMSALDA VARMIŞTIM YARIM SAAT KADAR YALADIM CEREN BENİ AŞAĞIYA DOĞRU ÇEKTİ VE KILSIZ AMCIĞINI DUDAKLARIMA YAPIŞTIRDI UZUN BİR YALAMADAN SONRA CEREN BENİMKİNİ ALDI AĞZINA AMA FAZLA GEÇMEDEN BOŞALDIM.BOŞALDIKTAN SONRA CEREN TEKRAR AĞIZINA ALDI VE BENİMKİNİ KALDIRDI.İÇİNE GİRMEMİ AMA BUNU YAVAŞ YAVAŞ YAPMAMI İSTEDİ.BENDE OLUR AMA NEDEN KIZMISIN DİYE SORDUM HAYIR KIZ DEĞİLİM AMA SENİNKİNİN KAFASI ÇOK BÜYÜK ZORLANIRIM DEDİ.BENDE YAVAŞ YAVAŞ SULANMIŞ AMINA RİTMİK HAREKETLERLE GİRMEYE BAŞLADIM ÇOK SICAK VE MUHTEŞEM DARACIK AMCIĞI VARDI BEN İTELEDİKÇE CEREN IMHHHHH OHHHHHHH DİYE ZEVK SESLERİ ÇIKARIYORDU VE SONUNA KADAR İÇİNE ALMIŞTI.İÇİNDE BİRAZ DURDUKTAN SONRA GİDİP GEMEYE BAŞLADIM CEREN YERİNDE DURAMIYOR ZEVK SESLERİMİZ BİRBİRLERİNE SERENAT YAPIYORLARDI.DERKEN İKİMİZ BİRDEN BOŞALDIK VE YIĞILDIK KALDIK HİÇ DURMAYA NİYETİMİZ YOKTU BEN BİR SİGARA İÇTİKTEN SONRA TEKRAR BAŞLADIK SEVİŞMEYE HER ORGAZM OLUŞUMDAN SONRA BİR SONRAKİ DAHA GEÇ GELİYORDU CEREN HARİKASIN AŞKIM EVEEEET BÖÖÖÖYLE DİYEREK BENİ ÇILDIRTIYORDU.BİR ARA DURDUM VE SİKİMİ ÇIKARTTIM NE OLDUNU DÜŞÜNÜRKEN CEREN ARKASINI DÖNMESİNİ İSTEDİM.BANA ARKADAN YAPMAYI DÜŞÜNMÜYORSUN UMARIM DİYE SORDU BENDE :))GÜLEREK NEDEN OLMASIN BU GECENİN TADINI ÇIKARMAK İSTEMEZMİSİN DEDİM.DAHA ÖNCE HİÇ YAPMADIĞINI VE CANINI ÇOK ACIYACAĞINI SÖYLEDİ.BENDE ÇOK FAZLA ACIMIYACAĞINI SADECE KAFASININ GİRMESİ GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİM.YAPMASAK OLMAZMI?DİYE SORDU BENDE HAYIR OLMAZ SEXİN BÜTÜN GÜZELLİKLERİNDEN FAYDALANMASI GEREKTİĞİN SÖYLEDİM.ZORDA OLSA KABUL ETTİRDİM.BANA GÜNEŞ KREMİNİ VERMESİNİ SÖYLEDİM ODA YATAĞIN BAŞINDA DURAN KREMİ VERDİ. GÖTÜNE SÜRDÜKTEN SONRA PARMAGIMLA OYNAMAYA BAŞLADIM PARMAĞIMI YAVAŞ YAVAŞ İÇİNE SOKUP BİRAZ RAHATLATMAK İSTİYORDUM CERENİN CANI ÇOK YANDIĞI YASTIĞI ISIRMASINDAN BELLİYDİ.ARADA BİR YAPMASAK OLMAZMI AMIMDAN GİR DEDİKÇE BENİ DAHADA İŞTAHLANDIRIYORDU ARTIK VAKTİ GELMİŞMİŞTİ KEREMDEN BİRAZDA KAFASINA SÜRÜP GÖT DELİĞİNE DAYADIM.KENDİNİ KASTIĞINDAN DOLAYI GİRMESİNİN İMKANI YOKTU.CERENNE RAHATLAMASINI VE KENDİSİNİ KASMAMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİM ODA NE YAPAYIM CANIM ÇOK ACIYOR DEDİ.BİR KAÇ DENEMEDEN SONRA KAFASINI NİHAYET SOKABİLMİŞTİM.CERENDE ÇIKAN SES YAN ODADAKİ AYLAYIDA KORKUTMUŞ OLACAKKİ BİRDEN İÇERİ GİRDİ NE OLUYOR DEMEYE KALMADAN SEVİŞTİĞİMİZİ VE ODASINA DÖNMESİNİ SÖYLEDİM BİRAZ DAHA YAVAŞ OLUN ÇOK SESİNİZ GELİYOR DEDİ KAPIYI KAPATIP ÇIKTI ODADAN.BİZDE KALDIĞIMIZ YERDEN DEVAM ETTİK CEREN ACILAR İÇİNDE KIVRANIRKEN BENDE 3 ÜNCÜ ORGAZMIMI OLDUM İÇİNDEN HİÇ ÇIKARMADAN SİKİMİN İNECEĞİ YOKTU VE DEVAM ETTİM BİRAZ ÖNCE ACIDAN BAĞIRAN CEREN ŞİMDİ ZEVKTEN DEVAM ET HARİKASIN CANIM HADİİİ ÇOK İYİSİN DİYEREK İKİMİZ BİRDEN TEKRAR BOŞALDIK VE ARTIK YORGUN DÜŞMÜŞ UYUMAYA DALDIK.CEREN YAŞADIĞIMIZ HERŞEYİ AYLAYA ANLATMIŞ SİZE DAHA SONRA AYLAYLA NELER YAŞADIĞIMIZI ANLATICAM BAY

Komşumun karısını arzuluyorum

gülü çok arzuluyordum uzun zamandır onu sikmeye fırsat koluyordum arada bir onu istediğimi ona beli etmeye çalışıyordum oda beni istiyordu ancak fırsatını nasıl bulacaktım kocası istanbulda 3 aydır çalışmaya gitmişti yalnızdı bazen bana eşya sıparişi veriyor ancak ben birtürlü o cesareti kendimde bulamıyordum birgün elektiriklerinin yanmadığını ve yapmam için yardımım gerektiğini söyledi bu fırsatı çaçırmamalıydım evine gitim ampüle baktım kablo kopmuştu ufacık işi uzatıkça uzatım ondan sandalye istedim getirdi müstüne çıktım oda sandalyeyi tutuyordu yukardan göğüslerine bakıyordum oda anlamıştı ama bu şekilde ne yapmalıydım arada bir vucuduna dokunuyordum çaktırmadan sonra sende sandalyeye çıkda ampülü tut ben kabloyu geçireyim dedim tamam dedi çıktı amaarkam ona dönüktü vucudu vücüduma yapışmıştı yavaşça ona döndüm poposu tam sikime deng gelmişti ne kadar güzeldi anlatamam yavaşça kendimi ona bastırıyordum onunda hoşuna gidiyordu ama utanıyordu bitmedimi diye spordu niye yoruldunmu dedim yok dedi ben tamir işini bitirmiş onunla ilgileniyordum artık dayanamıyordum arkadan bastıkça bastım poposuna yavaşça aşağı indi yapma dedi vala sana dayanamıyorum dedim olmaz dedi niye dedim biri duyarsa ben maf olurum dedi duymaz kimse dedim o zaman akşam geç saate ngel kapıyı açık bırakacam içeri girersin çocuklar da uyur ozaman dedi tamam dedi,m sevinçten uçuyordum hayalimdeki karıyı sikecektim akşamı iple çektim saat 22gibi evlerinin önünden geçtim baktım ışıklar kapalı tamam dedim kendime etrafı kolşadım sonra yavaşça kapıyı açıp içeri daldım salonda çocuklar uyuyordu yatak odasının kapısını açıp girdim gece lambası sönüktü yaktım kendi evim gibi baktım yatakta uzanmış konuşmaya bile utanıyor yorganı hafif kaldırdım aman alahım gecveliğini giymiş uzanıyor hemen ustümü çıkarıp yanına uzandım bana bakmıyordu arkadan sarıldım süçlülük duygusu vardı onda merak etme aramızda kalacak dedim yemin et dedi inanki dedim oda bana döndü o güzel dudaklarına yapıştım beliydi salak ko0cası hiç onu dudaktan öpmemişti o kadar öptümki bir ara boğuldum sandım yarak kazık gibi olmuştu bu arada elimi geceliğine atıp sıyırdım ogüzelim bacakları okşadım daha fazla dayanamazdım kilodunuda çıkarıp sırt üstü yatırdım üstüne kalktım bir taraftan amını avuçluyor bir taraftanda yarağımı ıslatıyordum sonra yavaşça amının ustünde gezdirdim oda heycandan ölüyordu yavaşça içine girdim offffo tadı tarif edemem altımda kıvranıyordu adeta hızlı hızlı gidip gelmeye başladım içime sakın boşalma dedi tamam dedim tam boşalacaktım çıkarıp karnına akıtım o gece sabaha kadar amından ve götünden tam 6sefer siktim şimdi fırsatım yok

önce abim sonra arkadaşları

Selamlar abimin arkadaşı Kemal 25 yaşında üstelik evli biriydi. Abimle çocukluk arkadaşıydı. Ben yeni serpilmeye başladığım zamanlardan beri kemalin bende gözü vardı. Abim beni siktikten sonra artık arkadaşlarına sunuyordu. Hatta para bile alıyormuş. Konuyu kemale açmış. Kemalde balıklama kabul etmiş. O gün abim telefon etti akşama kemal gelecek diye. Ben hazırlandım. En seksi kıyafetlerimi giydim. Ve akşam oldu. Abim bizi yalnız bıraktı ve evden ayrıldı. Kemal hemen dudaklarıma yumuldu. O kadar sert öpüyorduki, kanadı zannettim. Öperken bir yandanda götümü avuçluyordu. Kemal bana soyun dedi. Ben çırılçıplak soyundum. Ellerimi bağladı ve beni domalttı. Sakın kıpırdama dedi. Sonra arkama geçti. Götüme vurmaya başladı. Sonra yanında bir jop getirmişti. Jopla götüme vurmaya başladı. Acayip ağrıyordu. Yeter diye bağırdım. O iyice sinirlendi ve daha sert vurmaya başladı. Ben ağlıyordum ve kemale yalvarıyordum beni bırakması için. O ise iyice zevkleniyordu. Ara sırada alttan amıma vuruyordu. Sonra jopu yağladı ve götüme sokmaya başladı. Acıdan ölmek üzereydim. O ise beni dinlemiyordu. Jopun ucunu zorla da olsa sokmuştu. Jop götümün içinde bırakarak. Önüme geldi ve yarrağını çıkardı yalamamı söyledi. Ben yalarken o saçımdan bastırıp ağzımla bütünleştiriyordu yarrağını. Sonra ağzıma işemeye başladı. Kusacağım zannettim. Ama hepsini yutturdu. Sonra jopu çıkardı. Ve yarrağını götüme geçirdi. Götüm zorlanmıyordu. Gitgelden sonra yarrağını amıma soktu. Bu arada memelerimde çekiştirip hala ac acı çekmemi istiyordu. Ve bunuda başarıyordu. Amımda hızlanmaya başlamıştı. Boşalacağı sırada yarrağını ağzıma dayadı ve boşaldı. Bir damlasını bile ziyan etmedi hepsini yutturdu. Acayip yorulmuştum. Ama o günden sonra sekste değişik zevkler hoşuma gitmeye başlamıştı

ister inan ister inanma

Bir giün karşı komşumuş burcu bize geldi ve telefonla konuşmaya başladı evde kimse yok tu bende burcunun telefonla konuştuğu odanın yakınına gidip dinlemeye başladım burcu erkek arkadaşınla konuşuyordu ondaqn ayrılmak istediğini söyliyordu we bahane olarak cinsel ilişkiyi gösteriyodu ben bunları duydum zaten burcuya ezelden beri hastaydım ve tel. konuşması bittikten sonra yanına gittim ve ordan burdan konuşmaya başladık sonra ben yavaş yavaş bacağımı bacağına değdiriyodum son ra elimi değdirmeye başladım benimki dimdik olmuştu o da bunu farketti ve elini beninkine doğru yaklaştırmaya başladı oda benimkini elliyordu sonra ben bu nu yatırdım amını yalamaya başladım iyice zevke geldi sonra götüne bi iki ileri geri yaptım ve ağzına boşaldım artık ara sıra burcuyala sewişiyoruz

kendi patlar

Barin kapisi tekme tokat acilmis.Iceriye giren kovboy yuksek sesle soze baslamis. – Ben Meksikanin en hizli kovboyuyum. Biz aci,dert, elem uzuntu nedir bilmeyiz. ve silahini barmen kiza atmis, isaret parmagini havaya kaldirip patlat demis. Barmen kiz tek kursunla kovboyun parmaginin yarisini ucurmus. Kovboy kopan yeri yalamis ve herkese benden viski jestini yaparak masanin birine oturmus. Birkac dakika sonra kapi yine tekme tokat acilmis. Iceriye giren kovboy yukse ksesle soze baslamis. – Ben Amerikanin en hizli kovboyuyum.Bizaci,dert, elem uzuntu nedir bilmeyiz. ve silahini barmen kiza atmis, isaret parmagini ve orta parmagini havaya kaldirip patlat demis. Barmen kiz tek kursunla kovboyun iki parmaginin da yarisini ucurmus. Kovboy kopan yerleri yalamis ve herkese benden viski jestini yaparak masanin birine oturmus. Birkac dakika sonra kapi yine tekme tokatacilmis.Iceriye giren Temel yuksek sesle soze baslamis.- Ben Turkiyenin en hizli kovboyuyum.Biz aci,dert, elem uzuntu nedir bilmeyiz. ve sahnenin ortasina gecip pantolunu ve kilotunu asagiya indirmis. Bunugoren barmen kiz hemen silaha sarilmis ve Temel-in alete nisan almis.Ardindan da yuksek sesle: Patlatayim mi? Temel hemen cevap vermis: -Hayir ! hayir ! Gel em, O kendi PATLAR…….

Arkadaşımın Kapalı Karısını Siktim

32 yaşındayım, adım Nahit. Yıllarca bir fabrikanın müdürlüğünü yaptıktan sonra, 7 yıldır tecil ettirdiğim askerliğimi yapmak için müracatta bulundum. Fabrikada tüm personel tarafından sevilen, sayılan, aynı zamanda çok otoriter biriydim. Fabrikanın yemekhaneden sorumlu aşçısı, Erkan isminde genç biriydi ve iki ay önce 17 yaşında bir kızla evlenmişti. Düğününe beni de davet etmiş, ben şehir dışında olduğum için düğünlerine gidememiş ve evlendiği kızı görememiştim, fakat çokta merak ediyordum. Bu arada erkan benden çok korkar, aynı zamanda çokta saygı gösterir, her zaman günlük menü dışında bana özel yemekler yapar, bazen de, “Müdürüm bir gün seninle kafaları çekelim, mezeler benden!” derdi. Ama bir türlü işlerimizin yoğunluğu nedeniyle fırsat bulamamıştık. Neyse günüm geldi işimden ayrıldım ve askere gittim. Askerden geldikten sonra oturduğum apartmanın altında boş olan bir dükkanı kiraladım ve inşaat malzemeleri üzerine bir işyeri açtım. Aradan 6 ay kadar geçmişti, bir gün fabrikaya eski patronumu ziyaret için gittim. Fabrikada benim dönemimden çalışan hiç kimse kalmamış, bütün personel yenilenmiş, patron işleri baya bir küçültmüştü. Çalışanlara yemekhane sorumlusu Erkanı sordum, onun da işten ayrıldığını ve yemeklerin tabildottan geldiğini söylediler. 15 gün kadar sonra bir gün sabah dükkanın önüne bir sandalye atıp güneşlenirken, motorlu birisi önümden geçti ve Erkana çok benziyordu. Ama güneş gözlüğü taktığı için tam emin olamadım. Aynı kişi akşam üzeri tam ters istikamete doğru geçince, ben sabahları ve akşamları yola bakmaya başladım ve her gün geçiyordu. Bir kaç gün sonra akşam geçerken ben bunu durdurdum, evet Erkandı. Beni görünce baya bir şaşırdı, “Oooo müdürüm!” deyip elime sarıldı. Dükkana davet ettim. Hoş beşten sonra, “Bir kaç gündür görüyorum ama emin olamadım, her gün bu caddeden nereye gidiyorsun?” diye sordum. Yeni taşınmışlar, evi caddenin sonundaki varoş mahallesinde imiş ve başka bir fabrikada aşçı olarak çalışıyormuş… Baya bir hasret giderdikten sonra, motoruna bindi, giderken de, “Müdürüm, ailecek te görüşelim, buralarda hiç çevremiz yok, herkes kendi halinde, bari sizinle gidip gelelim, hanımın ve çocuğun çok canı sıkılıyor!” dedi. Okeyleştik ve “İstediğiniz zaman buyurun gelin!” dedim. Akşam durumdan eşime de bahsettim. Bu arada ben 8 yıllık evliyim ve 4 yaşında bir çocuğum var. Erkanın da hemen bir çocuğu olmuş ve bir buçuk yaşına girmiş. Eşim, “Olabilir, eğer hanımı kafadengi birisi ise, benim de canım sıkılıyor aslında, benim içinde iyi olur.” dedi. Erkan bir kaç gün sonra dükkanın önünden motorla geçtiğinde bu sefer arkasında başörtülü, pardesülü kapalı bir bir bayan ve kucağında bir çocuk vardı. Ofisimde olduğum için onlar beni görmedi, ama ben çok şaşırmıştım, karısının kapalı biri olabileceğini hiç düşünmemiştim ve ilk defa görüyordum, fakat çok hızlı geçtikleri için doğru dürüst görememiştim. Cumartesi akşam üzeri Erkan dükkana uğradı ve “Müdürüm, müsaitseniz Pazar günü size gelmek istiyoruz?” dedi. Karıma telefon açıp müsait olup olmadığımızı sorduğumda, karım da, “Müsaitiz müsaitiz, buyursunlar gelsinler, hatta biraz erken gelsinler kahvaltıyı da birlikte yapalım!” dedi. Pazar günleri işyerini açmıyordum, Pazar sabah erkenden kalkıp unlu mamül fırınına giderek Simit, Poaça ve Börek aldım ve beklemeye başladık. Saat 10:00 gibi geldiler, kapıda karşıladık. İçeri geçtiler, “Hoşgeldin!” diyerek eşine elimi uzattım ve tokalaştık. Ama ne tokalaşma! Elleri ateş gibi yanıyordu! Samimi bir şekilde, “Ben Hayriye!” dedi. “Ben de Nahit!” dedim ve ekledim, “Bu arada siz hasta olacaksınız galiba, ateşiniz var!” dedim. Hayriye hafif gülümseyerek, “Yok, benim doğal halim bu!” dedi. Erkan da, “Müdürüm ben kışın soba kullanmıyorum, Hayriyenin teni çok sıcaktır!” dedi, gülüştük. Hayriye minyon tipli, hafif çukur gözlü, beyaz tenli, yüzü ve vücut yapısı süper güzel bir kadındı. Ona bakmaktan kendimi alamıyor, fakat göz göze gelmeye de korkuyordum. Kahvaltı masasına geçtik. Hayriye çocuğu uyutmak için yan odaya geçti. Bu arada biz masaya oturunca, ona benim karşımdaki sandalye kaldı. 5-10 dakika sonra geldi ve karşıma oturdu. Derin bir kahvaltı sohbeti, yaz olduğu için balkon kapısı açık, güzel bir ortam, kakara kikiri 2 saat kadar masada kaldık. Hayriye kapalı olmasına rağmen çok hoş sohbet, biraz utangaç ama konuşkan birisiydi. Kahvaltıdan sonra biz balkonda koyu sohbete dalmışken, hanımlar bulaşık falan derken öğlen oldu ve hanımlar yanımıza gelerek pikniğe gitme teklifinde bulundular. Hazırlıklar yapıldı pikniğe gittik. Vaktimiz çok güzel ve eğlenceli geçiyor, bu arada samimiyetimiz artıyordu. Piknikte çay içerken Hayriye bana “Nahit abi, Erkan 3 yıldır seni öyle anlatıyordu ki, merakımdan çatlamıştım!” dedi. Erkan da lafa girdi, “Ee o benim biricik müdürüm, bana çok babalık yaptı, ondan gördüğüm iyiliği babamdan görmedim ben, gerçi fabrikada yardım etmediği tek işçi yoktu, o fabrikadaki bütün işçilerin babasıydı!” dedi. Hayriye de, “Abi ne zaman bir durum olsa Erkan, şimdi Nahit müdürüm olacaktı ben bu hale düşmezdim diyor, seni anlata anlata bitiremiyor!” dedi. Bu arada eşim bir bana, bir Hayriyeye bakıyor, bir şeyler çözmeye çalışıyordu. Ben ise kötü duygulara girmemek için kendimi zorluyor, fakat Hayriyeden de gözümü alamıyordum. 19 – 20 yaşında, süper güzel bir hatun karşımda ve göz göze gelmemek için resmen kendimle savaşıyorum. Akşam üzeri piknikten döndük, akşam yemeği falan derken saat 22:30 oldu. Herkes pikniğin de etkisiyle baya yorulmuştu. Bunlar, “Artık kalkalım…” dediler. Sabah gelirken minibüsle geldikleri için yine minibüsle gitmeleri gerekiyordu ben, “Olmaz, minibüsle göndermem, sizi ben bırakırım!” dedim. “Ya zahmet etme.” falan dediler. Ben de, “Hem evi de öğrenmiş olurum.” deyince itiraz etmediler. Eşime, “İstersen sen de gel.” dedim. Eşim, “Ben yorgunum, sen bırak gel.” dedi. Neyse ben bunları evlerine bıraktım. Arabadan inerlerken çocuk Erkanın kucağında idi. Vedalaşırken yine tokalaştık, ama Hayriyenin elleri yine ateş topu gibi yanıyor ve içimi fena yapıyordu. Elimi bırakmadan, “Nahit abi her şey için çok teşekkürler, çok güzel bir gündü, en kısa zamanda biz de sizi bekliyoruz!” dedi. Bu arada gözlerimin içine bakıyordu, durduğum yerde yarağım kazık gibi olmuş, yüzüm kızarmıştı. “Abi sen bana diyorsun ama sen hasta olacaksın, yüzün kıpkırmızı ve terliyorsun!” dedi. Ben de güneş çarpmış olabileceğini söyledim. Vedalaştık ve ben eve döndüm. Eşim geceliğini giymiş yatmış, yatakta beni bekliyordu. Soyundum ve yatağa girdim. Biraz sohbet ettik, onları nasıl bulduğunu sordum. Çok beğendiğini, iyi insanlar olduğunu ve görüşebileceğimizi söyledikten sonra bana manalı manalı bakarak, “Umarım bu düşüncelerim yüzünden beni pişman etmezsin!” dedi. (Eşim çok kıskanç bir yapıya sahiptir). “Ne demek istiyorsun?” dedim. “Kız çok güzel ve sana da çok hayran kaldı!” dedi. “Ne alaka? Kocası anlatmış, o da merak etmiş, ne var bunda?” dedim. “Daha çok toy, sen yine de dikkat et!” dedi. “Abartıyorsun! Duymadın mı, bana Abi diyor, ayrıca kapalı birisi!” dedim. “Orası öyle, ama ne bileyim, o kadar güzel ki kıskanmamak elde değil!” dedi. Ben de, “Sen ondan güzelsin karıcığım!” diyerek dudaklarından öptüm ve amını avuçladım ve okşamaya başladım. Sonra karımın külodunu çıkardım, amını yalayıp, az önceki elin sıcaklığının ve konuşmalarında etkisinde kalarak kazık gibi olmuş yarağımı karımın amına geçirdim. Karım, “Offfffff, işte bu huyuna bayılıyorum senin, ne zaman aklımdan geçse yarağını amımda buluyorum!” diyor ve dudaklarını ısırıyordu… Ben ise Hayriyeyi siktiğimi hayal ediyor, karıma köklüyordum. Karım zevke gelmiş çılgınlar gibi inliyor, “Ben bu yarağı kimseyle paylaşamam! Bu yarak bana ait! Sakın o karıyı sikeyim deme!” diyor, kendi kuşkularını dillendiriyordu. “Karıcığım merak etme, Hayriye karşımda soyunup bacaklarını ayırsa bile dönüp bakmam!” diyerek karımın amına pompalıyordum. Karım, “Ben seni bilmezmiyim? On senedir yediğim bu yarağı tanımazmıyım? Öyle bir fırsatı kaçırırmısın sen, bulduğun ilk fırsatta koyarsın kızın amına!” diyor, beni daha da azdırıyordu. 20 dakikadır karımı sikiyordum ve artık son noktaya yaklaşmıştım, hızla pompalıyor, “Merak etme aşkım, siksem bile bana senin kadar zevk veremez!” diyerek karımı rahatlatmaya çalışıyordum. Karım ise ikinci defa boşalıyor olmanın zevkiyle “Sik kocacığım sik, bu yarağa helal olsun, bu yarak ne Hayriyeler hak ediyor! Offfff çıldırıyorum, pompala kocacığım, kökle amıma!” derken, korunmadığı için, yarağımı son bir hamleyle karımın amından çektim ve göbeğine boşaldım. Nefes nefese kalmış bir vaziyette üzerinde 2-3 dakika hareketsiz kaldım, sonra yanına uzandım. Karım dudağıma bir öpücük kondurarak, “Az önce söylediklerimi sakın ciddiye alıp ta kıza birşey yapayım deme haa! Sana belli olmaz, izin verdiğimi falan düşünürsün!” diyerek gülümsedi. Aradan 3-4 gün geçmişti ama Hayriye bir türlü aklımdan çıkmıyor, resmen bütün gün düşüncemi işgal ediyordu. Ellerinin sıcaklığı aklıma geldikçe yarağım kalkıyor, elleri böyleyse acaba amı nasıldır bunun diye düşünmeden edemiyor, bir yandanda arkadaşımın karısı hakkında böyle düşünceler taşıdığım için kendime kızıyor, müthiş bir suçluluk duygusu yaşıyordum. Tam bir ikilem içindeydim. Bir akşam vakti tam dükkanı kapatmayı düşünüyordum ki, Hayriye caddenin karşı kaldırımından kucağında çocuk ile yavaş yavaş yürüyerek evlerinin ters istikametine doğru gidiyor ve sık sık arkasına dönüp bakıyordu. Hemen koşarak yanına gittim ve arkasından, “Hayriye?” dedim. Galiba sesimi tanıyamadığı için birden irkildi, beni görünce de biraz rahatladı. “Bu saatte böyle yaya nereye gidiyorsun? Hayır mı?” dedim. “Abi sorma ya, Erkan gece vardiyasında çalışıyor, işe gitti, ben de annemlere gidiyorum. Minibüsü beklemeyeyim, yavaş yavaş yürüyeyim dedim, ama hep dolu geçiyorlar, almadılar, buraya kadar geldim.” dedi. Ben de, “Yorulmuşsun, gel biraz dinlen, böyle olur mu, o kadar yol kucağında çocukla yürünür mü, gel hadi!” diyerek çocuğu kucağından alarak, biraz da emrivaki bir tavırla işyerime götürdüm… Hayriye yorulmuş, kan ter içinde kalmıştı. Soğuk bir kola ikram ettim. “Abi ben almasaydım, geç oluyor, şimdi minibüsler nöbete düşerse çok geç kalırım!” dedi. Ben de, “Merak etme, seni bu saate minibüsle gödermem, ben bırakırım, rahat ol, al şunu iç, serinle biraz!” dedim. “Nahit abi zahmet etme, ben minibüsle giderim!” dedi. Ben kaşlarımı çatarak “Seni bu saatte böyle göndermem, sonra Erkan duyarsa bana kırılmaz mı?” dedim. Hayriye de çaresiz, “Peki abi!” dedi ve kolayı aldı. Çocuk uyuyordu, koltuğa yatırmıştım. Sohbete başladık, tam karşımda oturuyor ve havadan sudan konuşuyorduk. Ben ise yine gözümü dikmiş öyle derinlere dalmıştım. Bir kaç defa göz göze geldik. Ben hep gözümü kaçırıyordum ve sonuncuda kaçıramadım, bir an sessizlik oldu, 10-15 saniye gözgöze bakıştık. Bu defa o gözünü kaçırdı, ben hemen toparlanmaya çalıştım, ama bu arada masa altında benim yarak yine kazık gibi olmuştu. “Abi ne zaman kapatıyorsun?” dedi. Bende “5-10 dakikaya kadar kapatırım, gideriz!” dedim. Bu arada yukarıyı evi aradım ve bir işim olduğunu, bir yere kadar gidip geleceğimi ve merak etmemelerini söyledim. Masanın altından yarağımı düzelttim, eğer anlarsa rezil olacağımı düşündüm ve sakinleşmek için bir kaç dakika dikkatimi dağıttım, masadaki evrakları dosyaları falan toparladım. Sakinleşince de, “Hadi kalkalım!” deyip çocuğu kucakladım ve arabaya kadar ben götürdüm. Arabaya varınca çocuğu almasını, kapıları açacağımı söyledim. Çocuğu alırken ben biraz çekingen davrandım, ama o çok rahattı ve yanaştı, çocuğu sıkı tutabilmek için sarılarak alırken, benim kolumun birisi çocukla onun arasında kaldı ve pardüsünün üzerinden taş gibi göğüslerini ilk defa hissederken neredeyse kalp krizi geçirecektim. Kapıları açtım, arkaya binmek istedi. “Aşk olsun, bu da ne demek oluyor? Hakaret sayarım bunu!” deyince, “Ay abi özür dilerim, böyle düşüneceğini bilemedim!” dedi ve ön tarafa geçti. Neyse yola çıktık, bu arada hava iyice kararmıştı. Ben acele etmiyor, yolu uzattıkça uzatmaya çalışıyorum. Gideceğimiz yer normal trafikte yarım saatlik yoldu, ama akşam trafiği de işin içine girince baya bir uzadı. Trafik durunca, ben kucağındaki çocuğun yanağını okşamak bahanesiyle ona yanaşıyor, zaman zaman kazara olmuş gibi göğüslerine elimi sürtüyordum… Çaktırmadan kalkmış yarağımı düzelttim ve konu açılsın diye, “Demek Erkan benden çok behsetti ha, öyle mi?” diye sordum. “Sorma Nahit abi, seni yere göğe sığdıramıyor, ben de merakımdan çatlıyordum.” dedi. “Eee merakın geçti mi? Nasıl, merak ettiğin kadar varmıymışım bari?” dediğimde, bir iki saniye sustu ve “Evet, çok iyi bir insansınız!” dedi. “Teşekkür ederim, sizde iyisiniz, Erkanı severim, çok saygılı çok efendi bir çocuk. Onla evli olğun için çok şanslısın! Eminim iyi bir kocadır!” diye zarf attım. Hayriye yine bir iki saniye sustuktan sonra, “Eh işte, öyledir…” dedi. “Ne demek şimdi bu? Nasıl eh işte? Evliliğinizde sorun mu yaşıyorsunuz?” diye sordum. “Abi evlilik olur da sorun olmaz mı?” dedi. “Hayırdır, büyük bir sorun mu? Bak üzüldüm şimdi, oysa ben sizi çok mutlu görmüştüm.” dedim. “Yok, tabi ki mutluyuz, ama bizim de kendimize göre sorunlarımız var tabi, biraz özel sorunlar Nahit abi.” dedi. “Bana güvenebilirsin, eğer paylaşmak istersen seni dinlerim ve elimden geldiğince de çözümü konusunda yardımcı olurum, ayrıca bende sır olarak kalır, bu konuda bana güvenebilirsin!” dedim. “Nahit abi sana güvenmesem bu kadarını da söylemezdim zaten, ama güvensem de daha fazlasını anlatmam doğru olmaz.” dedi. “Peki sen bilirsin!” deyip, torpidodan bir kartvizitimi çıkardım ve uzattım, “Eğer çok daralır da konuşmaya ihtiyaç duyarsan çağrı bırak, ben seni ararım!” dedim. Kartı aldı, “Tamam abi, ararım!” dedi. Bu arada yüzü değişmiş, hüzün, utanma, çekinme ve korku karışımı tuhaf bir ifade almış, gözlerini karşıya dikmiş anlamsızca yola bakıyordu. Bir kart daha çıkardım ve bir kalemle birlikte uzattım, “Buna da sizin numarayı yaz, bende de sizin numaranız bulunsun.” dedim. Numarasını yazdı ve uzattı. Baktım ev numarasını yazmış sadece, “Cep numaranı da yazsaydın.” dedim. “Ben cep telefonu kullanmıyorum, hep evde olduğum için ihtiyacım olmuyor.” dedi. “Peki tamam!” dedim. Bu arada gideceğimiz yere varmıştık. Hayriyeye arabadan inmeden ona, “Sen kötü görünüyorsun, büyük bir sorununuz var galiba?” diye sordum. “Yok bir şey abi, sonra anlatırım!” dedi. “Tamam o zaman, yarın mutlaka telefonunu bekliyorum, anlatacaksın bana!” dedim. “Tamam! Erkan öğleden sonra saat 2:30 gibi evden çıkıyor, ozaman ararım.” dedi. “Tamam o zaman saat 2:30 dan sonra telefonunu bekliyorum, mutlaka ara bak! Bu arada sen geri nasıl döneceksin, saatte epeyce oldu?” diye sordum. “Ben bu gece burada kalacağım abi, kardeşimin düğün hazırlıkları var, yarın alışverişe çıkacağız, alışverişten sonra oradan direkt minibüsle dönerim eve. Abi çok teşekkür ederim, sana zahmet oldu bu geç saatte.” dedi. “Ne zahmeti canım, ne olacak ki, ne zaman arabalık bir durum olursa, gece gündüz farketmez, aramazsan gücenirim!” dedim ve tokalaşmak için elimi uzattım. Çocuğun başını dizine koydu ve tokalaştık. Eli elimde, “Yok bu sıcaklık normal bir şey değil!” diyerek gülümsedim. “Abi benim elim hep böyledir, pek tokalaşmam ama kimle tokalaşsam çocukluğumdan beri hep bunu söylüyorlar, demek ki sıcak kanlı birisiyim!” diyerek o da gülümsedi ve arabadan indi. Hemen geri döndüm, ama içim içime sığmıyordu, eve nasıl vardım bilmiyorum. Gözümün önünden gitmiyordu, ertesi gün öğlene kadar bana bir yıl kadar uzun geldi. Saat 14:30 gibi çıktım dışarıya ve Erkanın geçmesini bekliyorum, ama geçmedi. Saat 15:30 oldu, ne Erkan geçti ne Hayriyeden telefon geldi, kafayı yiyordum. Masama geçip koltuğuma oturup gözlerimi saate diktim, kulağım telefonda. Saat 16:15 oldu hala telefon yok. Ne olursa olsun ben arayacaktım, eğer Erkan açarsa (Haftasonu müsaitseniz, ya siz gelin, yada biz gelelim) deyip bir şekilde olayı kapatacaktım. Kaldırdım telefonu, çevirdim numarayı, daha ilk çalışının ilk saniyesinde telefon açıldı… “Alo.” dedim. Hayriyeden titrek ve kısık bir sesle cevap geldi, “Alo?” dedi. “Ben Nahit, Erkan evde mi?” diye sordum. “Yok Nahit abi, 14:30’da gitti o.” dedi. “Buradan geçmedi, kapıda bekledim ama göremedim?” dedim. “Abi motorla gitmedi, servisle gitti, normalde servis alıyor onu, ara sıra motorla gidiyor.” dedi. “Anladım. Hani arayacaktın, neden aramadın?” diye sordum. “Aramadım işte…” dedi. “Neden? Hani konuşacaktık?” diye sordum. Kısa bir sessizlik oldu, “Boşver Nahit abi, konuşmayalım!” dedi. “Hmmm. Pardon, sanırım aramakla ben yanlış yaptım. Ben konuşacağımızı, bana sıkıntılarını anlatacağını düşünmüştüm.” dedim. Yine kısa bir sessizlikten sonra, “Abi hangi sıfatla dinleyeceksin benim sorunlarımı, yani sana neden anlatayım, seninle neden konuşayım bunları?” dedi. “Dost olduğumuzu düşünüyordum ben.” dedim. “Tamam abi dostuz, ama aile dostuyuz, sorunlarımızla seni meşgul etmek istemem.” dedi. “Sen bilirsin, ama akşam da dediğim gibi, eğer anlatmak, boşalmak istersen dinlerim ve anlattıklarını da bir sır olarak saklarım (burada boşalmak kelimesini özellikle kullanmıştım), her şeyi içine atmak sağlığına zarar verebilir, insanda bazen dışa vurma ihtiyacı doğar.” dedim. “Ya elbette konuşmaya ihtiyacım var, elbette birilerine anlatsam rahatlarım, ama bu neden siz olasınız? İşte benim kafamı karıştıran bu, yoksa birileriyle sıkıntımı paylaşmayı bende isterim.” dedi. “Sen bilirsin, kime güveniyorsan onunla paylaşırsın, güvendiğin birisi varsa ona anlat, ama içinde tutma. Akşam bir ara çok kötü oldun, o halin aklımda kaldı, üzüldüğüm için aradım, onun için anlatmanı istedim, bana güvenebileceğini düşündüm.” dedim. “Güveniyorum…” dedi. “Güveniyorsan anlatırsın.” dedim. “Şimdi değil, ama belki daha sonra anlatırım.” dedi. “Peki ne zaman istersen anlatabilirsin, bilesin ki ben dinlemeye hazırım!” dedim. “Tamam abi bunu bilmek içimi rahatlattı.” dedi. “Seni tutmayayım, eğer işin varsa kapatabiliriz.” dedim. “Yoo işim yok, çocuk uyuyor zaten.” dedi. “İyi, benim de canım sıkılıyordu, sakıncası yoksa öylesine sohbet edelim.” dedim. “Sakıncası yok…” dedi. “Alışverişi yaptınız mı?” diye sordum. “Evet yaptık, çok güzel şeyler aldık.” dedi. “Senin güzel şeylere ihtiyacın yok ki.” dedim. “Bana değil, kardeşime aldık… (Biraz sessizlik oldu) Hem benim neden güzel şeylere ihtiyacım olmasın ki?” diye sordu. Sustum, terledim ve titremeye başladım. Titrek bir sesle, “Sen zaten çok güzelsin, extra güzel bir şeye ihtiyacın yok!” dedim. Yine kısa bir sessizlik ten sonra, “Ciddi ben güzelmiyim?” diye sordu. “Hemde çok!” dedim. “İltifatın için teşekkür ederim, bunu duymak çok güzel!” dedi. Hayriyenin bu sözleri bana cesaret vermişti, artık balık oltaya geliyordu, “İltifat değil, gerçekten çok güzelsin, hatta hayatımda gördüğüm en güzel kadınsın!” dedim. “Yok artık, o kadar da abartmayın lütfen!” dedi. “Abartmıyorum!” dedim. “Nerem güzel ki?” diye sordu. “Yüzünden başka nereni gördüm ki?” deyince gülüştük… “Beni güzel bulmana sevindim Nahit abi!” dedi. “Sorununuz bu mu yoksa, Erkan seni güzel bulmuyor mu?” diye sordum. “Yok, o da güzel olduğumu söyler ara sıra.” dedi. “Hmmm, tutturamadım!” dedim. “Abi sonunda konuşturacaksın beni, bizim sorunumuz sağlık sorunu!” dedi. “Nasıl yani, sağlık derken? Yoksa hastamısın? Demiştim sana bu sıcaklık normal değil diye.” dedim. “Yok abi, sorun Erkanda, bende değil!” dedi. “Öylemiiii? Peki nesi var? Hemen tedavi ettirelim, ağır bir hastalığı falan mı var? Doktora gittiniz mi?” diye sordum. “Hayır gitmedik! Zaten sorun da bu! Doktora gitmemesi!” dedi. “Nasıl yani? Niye gitmiyor ki?” dedim. “Gitmiyor işte!” dedi. “Ben götürürüm onu, sen hastalığını söyle bana!” dedim. “Gitmez abi! Utanıyor!” dedi. “Yahu sağlığın utanması mı olur, bu nasıl bir zihniyet, doktora gidilmez mi, nesi var bunun? Verem mi? Kanser mi?” diye sordum. “Yok abi, öyle bir şey değil, erkekliği ile ilgili…” dedi. İşte tuzağıma düşmüştü. Biraz sessizlik oldu. “Hmmm, sanırım anlıyorum, ama sağlık sağlıktır, ben öyle düşünürüm, eğer tedavisi olan bir rahatsızlıksa gitmeli doktora!” dedim. “Abi özür dilerim, ama bir şey soracağım, tamam ben sana güveniyorum, ama aynı zamanda da senden utanıyorum, biraz açık konuşsam ayıp olur mu?” dedi. “Ne ayıbı yaa! Sen ne saçmalıyorsun, ayıp falan olmaz, istediğin gibi konuş! Anlat şimdi, nedir sorun?” dedim. “Abi Erkanın erken boşalma sorunu var!” dedi. “Öylemi? Hmmm, anladıımm, peki ne kadar erken?” diye sordum. “Çok erken! Dakika bile sürmeden! Bir defasında içine bile giremeden 3 kere boşaldı, dördüncüde de içine girer girmez boşaldı ve o günde çocuk kaldı. Aslında gerdeği de o gün yapmış olduk, yani düğünden 2 ay sonra! Ara sıra söylüyorum doktora gidelim diye, doktora gideceğimize beni öldür diyor.” dedi. “Hmmm, durum baya vahimmiş, senin adına nekadar üzüldüğümü bilemezsin!” dedim. “Nahit abi bana bunları anlattırıyorsun da, peki yengemle sizin sevişmeniz nekadar sürüyor? Ne sıklıkta yapıyorsunuz?” diye sorduğunda bir üst Level’e geçtiğimizin göstergesiydi bu soru. Zafer kazanma yolunda ilerliyordum. Konuşmanın bundan sonrasını iyi yönlendirebilirsem, Hayriyeyi kesin sikebilecektim. “Yengenle hemen hemen hergün sevişiriz ve 20-25 dakikadan tut da 1 saati geçer bazen!” dedim. Hayriyenin şaşkınlığını telefondan bile hissedebiliyordum, “Yok yaa? Okadar sürüyor mu abi? Okadar süre yengemle ne yapıyorsunuz?” diye sordu. “Vaktimiz kısıtlıysa hemen yengene girerim ve 20-25 dakika yaparım yengeni, fakat vaktimiz bol olduğunda, yarım saate yakın birbirimize Oral yaparız, 69 yaparız, Rus işi, Fransız işi yaparız, Amerikan işi yaparız, değişik Fantaziler yaparız, Dirty Talking yaparız, birbirimizi birer ikişer kez Orgazm ettikten sonra Finali Doggy veya Jokeyle yaparız!” dedim. (Bilerek bu kelimeleri seçmiştim!). Hayriye, “Oral? 69? Dörti Tolkink? Jokey? Dogi? Rus işi…? Abi anlatacaksan Türkçe anlat da anlayayım!” dedi. “Oooo, pardon canım! Haklısın! Örneklelerle anlatsam daha iyi olur aslında, fakat biraz açık saçık olur, sakıncası var mı?” dedim. “Yoo, sakıncası yok, istediğin gibi anlat abi!” dedi. “Bak şimdi, sevişmeden önce, yani sikişmeden önce, ön sevişme denilen birşey var, 69 bunlara en güzel örnek. 69’u sana şöyle açıklayım: Mesela ben yatakta sırtüstü yatıyorum, sen de benim üzerime ters yatıyorsun, ben seninkini yalarken, sen de benimkini yalıyorsun. Bunları yaparken de Dirty Talking yapıyoruz, mesela, Yarrağımı iyi yala Orosopu! Taşaklarımı em amına koduğumun Kaltağı! Birazdan senin bu daracık amcığını sikip parçalayacam! Domaltıp, osurta osurta sikecem seni Fahişe! Yarak hastası azgın Orospu seni! diyorum. Sen de, Sik parçala amcığımı koca yaraklı sikicim, erkeğim, kökle amıma, geçir yarrağını! falan diyorsun!” dedim… Hayriye belliki bu kadar da açık beklemiyordu, sesi kesilmiş, telefonda hızlı hızlı nefes alışını duyabiliyordum. Muhtemelen eli amına gitmişti. Gerçi benim de elim sikimdeydi. Birkaç saniye suskunluktan sonra Hayriye heycanla ve titrek bir sesle, “Eee, sonra…?” diye sorunca, bir üst Level’e daha geçmiş olduk ve anlatmaya devam ettim. Artık resmen telefonda sekse dökmüştüm işi, “Bak mesela, amın kıllı mı?” diye sordum. Hayriye burnundan soluyarak, heyecanla, “Yok değil, devam et lütfen!” dedi. “Ohhh, yani amın kaymak gibi, kaymak gibi amlara bayılırım! Amının dudaklarını ağzıma alıp sündürüyorum, emiyorum, amcığına dilini sokuyorum, götünün deliğini parmaklıyorum! Sen de yarağımı hızlı hızlı emiyor, aynı zamanda amını yüzüme bastıra bastıra sürtüyorsun. İkimiz de birbirimizin ağzına boşalıyoruz, ben senin amının sularını yalarken, sen de benim döllerimi yalayıp yutuyorsun!” deyince, Hayriye köpek gibi soluyarak, telefonda inlemeye başladı. Çok geçmeden, Hayriyeden “Ağıhhhh Ihhhhh…” diye bir inleme çıktı ve hiç birşey söylemeden telefonu kapatıverdi. Kesin Orgazm olmuştu ve utancından kapatmıştı telefonu. Bu arada ben de küloduma boşalmıştım! Ertesi gün yine aynı vakitte aradım. Hemen açtı yine telefonu, “Alo?” dedi. “Alo benim, Nahit! Dün hata ettim galiba, özür dilemek ve vedalaşmak için arıyorum, söz birdaha aramayacam! Kendine iyi bak, bye!” dedim. Hayriye hemen, “Dur kapatma!” dedi. “Efendim canım?” dedim. “Eğer dünkü bir hataysa, bu sadece senin hatan değil, bunu ben de istedim! Bana kızma, dün çok tuhaf oldum, ondan kapattım telefonu! İlk defa kendimi gerçek bir kadın gibi hissettim, ne olur konuş benimle. Beni birdaha aramazsan, ot gibi yaşamaya mahkum olurum, hayatımda hiç heyecan kalmaz!” dedi. Hayriye tam istediğim kıvama gelmişti, biraz daha üstüne gitmeye karar verdim ve “Bak canım, bu yaptığımızın yanlış olduğunu ve de sonunun nereye varacağını sen de biliyorsun, en iyisi burda bitirelim bu işi!” dedim. Hayriye ağlamaklı bir ses tonuyla, “Bunu bana yapma! Eğer yalvarmamı istiyorsan yalvarırım! Ne yapmamı istersen yaparım, nasıl olmamı istiyorsan öyle olurum! Altına yatmaya bile hazırım! Orospun olurum! Kaltağın olurum! Yarağını yalarım, döllerini yutarım! Erkeğim benim, sikicim benim! Domalt sik beni! Geçir yarağını amıma! Götümü sik, parçala!” deyince, dünkü kaldığımız yerden telefon seksine devam ettik… Yaklaşık bir hafta boyunca hergün telefonda seks yaptıktan sonra, arkadaşımın o kapalı ve utangaç karısı Hayriye, artık tam bir Orospu gibi olmuştu ve artık gerçekten sikilmek istiyordu. Ben de dayanamıyordum artık ve nezamandır yüzünü görmemiştim, “Yarın sabah işyerime uğrasana aşkım, seni çok özledim!” dedim. “Kocam evde, çıkamam!” dedi. “Karımdan yemek tarifi almaya gideceğini söylersin, 5 dakika görsem yeter!” dedim. “Tamam bakarız!” dedi. Ertesi sabah saat 08:45 gibi işyerime geldiğinde içim içime sığmıyor, çıldırıyorum. Hemen kapıyı kilitledim, pancurları indirdim ve yanına geçtim. Aman tanrım o ne güzellik! Hafif bir makyaj yapmış, başında desenli saten bir başörtüsü vardı. Pardesüsünü çıkardığında, üzerinde beyaz sıfır yaka bir badi, altında topuklarına kadar inen, tüm hatlarını belli eden, kırmızı dar bir etek. Direk yanına vardım, ellerimi uzattım, ellerimden tuttu. Koltukta oturuyordu, kendime doğru çekerek kaldırdım ve direk dudaklarına yapıştım… Çılgınlar gibi öpüşüyoruz. “Aşkım gel arka odaya geçelim!” dedim, elinden tuttum, arkadaki küçük odada Çekyat vardı, hemen oraya girdik. “Dur yapma, yakalanırsak rezil oluruz!” dedi. “Aşkım ben o riski alacak kadar istiyorum seni! Ya sen?” dediğimde, eteğini kaldırdı külodunu sıyırdı, Çekyata yattı ve “Ben de kocamı ve çocuğumu evde bırakıp sabahın köründe karından yemek tarifi almak gibi sudan bahaneyle buraya gelecek kadar istiyorum! Hadi sik beni!” dedi. Hemen amına yumuldum, bir iki dil darbesi atmak için, fakat sanki hiç am yok, orada incecik bir çizgi varmış gibi duruyordu amcığı. Hayatımda siktiğim karının haddi hesabı yoktur, ama böylesini hiç görmemiştim, 3-4 cm uzunluğunda ince bir çizgi! Aşkım bu ne böyle?” dedim. “Ne var, ne oldu?” dedi. “Aşkım bence Erkanda sorun yok, bu amcığa giremeden boşalmak hastalık değil, kimse dayanamaz buna!” dedim… Hayriye saçlarımdan tutup beni kendine doğru çekti, “Çok konuşma şimdi karın falan gelir, hadi aç şu amcığımı!” dedi. Benim yarak zaten akşamdan beri kazık vaziyette, o amcığı da görünce damarlar patlayacak hale geldi. Hemen kafasını bolca tükürükledim ve Hayriyenin amına aşağı yukarı sürtmeye başladım. Yarağımın kafasını amının dudaklarında hissedince, Hayriyenin gözleri kaydı, “Aşkım, ilk erkeğim sen olacaksın, çok özledim bu anı, hadi sevgilim, geçir artık bana!” dedi. “Aşkım sen doğum yapmadın mı? Bu amcık sanki hiç açılmamış gibi!” dedim. “Sezeryanla doğurdum! Zaten Erkan içine girdi bir defa bile git gel yapmadan patladı, amımın gördüğü yarak bu kadar! Şimdi sen patlat, hadi göster marifetini, Zifaf yaptır bana, acıt canımı!” diyerek habire üstüne çekiyordu. “Hazırmısın aşkım?” dedim. “Hazırım erkeğim! Hemde nasıl hazırım! Anladın mı şimdi elimdeki ateşin sebebini?” dedi. Yüklendim! Sanki yarağımla çarşaf yırtıyorum, o kadar dar amcık! Zar zor yarısına kadar soktum, Hayriye kolunu ısırıyor, gözleri sım sıkı kapalı, sanki nefes almıyordu. Biraz bekledim, kollarını açtım, parmaklarımı parmaklarına geçirdim, “Gözlerini aç sevgilim!” dedim, açtı. Göz gözeyiz, nefeslerimiz birbirine karışıyor, “Hadi kökle erkeğim!” diye inliyor. Bir daha yüklendim ve artık dibindeydim. Gözü gözümde, dişlerini sıkıyor ve öyle bir bakışı vardı ki, gözlerinden birer damla yaş başörtüsüne doğru süzüldü. Sikimi yavaşça geri çektim, tekrar yüklendim. Birdaha, bir daha derken titremeye başladı. O tapılası güzellik altımdaydı ve ben onu sikiyordum, hemde göz göze, inanamıyordum. Saatlerce öyle kalabilirdim, fakat acele etmeliydim, vaktimiz çok dardı, başladım pompalamaya ve gözlerinin içine bakarak, “Aşkımsın! Sevgilimsin! Kadınımsın! Orospumsun! Fahişemsin!” diyordum… Hayriye de, “Erkeğimsin! Sikicimsin! Vurucumsun! Hadi sik beni! Hadi kökle! Vur dibime! Ohhhh yedir yarrağını bana, hadi sik Erkanın karısını, hadi vur koçum, vur erkeğim, çatır çatır sik, doyur amımı! Ohhhh, ilk erkeğimsin! Kökle Orospuna! Kökle Fahişene! Hadi hadi sik beni! Sik arkadaşının karısını! Senin Orospunum hadi!” diyordu. Bir süre pompaladım ve Hayriye sara hastası gibi titreyerek Orgazm oldu ve “Ben bittim, hadi sen de boşal erkeğim!” dedi. “Korunuyormusun?” dedim. “Hayır, fakat patla amıma, fışkırt, dibimi dölle erkeğim!” deyince ben de öyle bir patladım ki, 15 yıldır böyle boşalmamıştım. 3-4 dk. içinden çıkmadan üzerinde yattım dudak dudağa. Sonra hemen kalktık toparlandık. Pancurları ve kapıyı açtım hem caddeye bakıyoruz hem konuşuyoruz. “Harikaydın aşkım, bana kadınlığımı tattırdın!” dedi. “Sen de öyle aşkım, o nasıl amcık öyle, neredeyse hiç olmayacakmış, resmen yarağımı acıttın!” dedim. “Bendeki amcık amcık da, siken yarak olmayınca amcık ne yapsın? Aşkım ben gideyim artık, kimseyi şüphelendirmeyelim!” dedi. “Tamam aşkım, yalnız bu sikişi ben saymıyorum! Bu akşam geleceğim, seni evinde doya doya sikeceğim, olur mu canım?” diye sordum. “Aşkım çok korkuyorum gören olur diye!” dedi. “Yok ben kimseye görünmeden gelirim aşkım. Saat tam 20:30 da sendeyim, tamam mı Hayriye?” dedim, “Tamam Nahit!” dedi, gitti. Heyecanla akşamı beklemeye başladım. Akşam saat 20:30 da evinin önünden geçerken sokak kapısının açık olduğunu gördüm ve hemen içeri daldım. Kapıdan içeri girer girmez kapı arkamdan kapandı. Baktım kapıya sırtını dayamıs öyle bekliyordu. Evin ışıkları tamamen sönüktü, ancak sokak lambasının ışıkları pencereden sızıyor ve evin içini loş bir aydınlık kaplamıştı. Hemen kucağıma aldım ve odaya götürdüm hiç konuşmuyorduk. Öpmeye başladım. Yavaşça çömeldi ve gözlerimin içine bakarak fermuarımı açtı, yarağımı ağzına alarak öyle bir emmeye başladı ki, daha bir dakika olmamıştı, benim yarak beton gibi olmuştu bile. Bende onu yalamak istiyordum, yarağımı iki eliyle kavradı, “Hayır ben bunu istiyorum hemen, sen sonra yalarsın, vaktimiz çok nasıl olsa!” dedi. Hemen birbirimizi soyduk, yere uzandı, “Hadi koçum! Hadi benim hovardam! Göster şu erkekliğini! Yarağa doyur şu amcığımı!” dedi. Hiç beklemedim, hemen bacaklarının arasında yerimi aldım, yarağımı amının dudaklarında aşağı yukarı gezindirmeye başladım. Hayriye çıldırmıştı, kıvaranıyor, “Geçir kökle artık, ne olur dayanamıyorum, sok koca yaraklım, sok orospun olayım, sok artık!” diye yalvarıyordu. Öyle bir kökledim ki yarağımı, sanki kızgın bir taşın deliğine sokmuşum gibi acı duydum. Onun ise çığlıkları evin içini doldurdu. Gözleri hafif kaydı, bayılacak sandım. Derin derin nefes alıyordu. Ben yarağımı amından yavaşça geri çekip, çok sert bir şekilde tekrar yüklendim. Kısık bir sesle inliyor, boynumu ve kulaklarımı yalıyor, küçük ısırıklar konduruyordu. Ben hızlanmıştım, kısık kısık nefes alıyordu, “Vur erkeğim, dibime vur! Vur koçum! Sik, becer beni! Sen benim ilk erkeğimsin, yırt şu amımın yarak görmeyen yerlerini, yırt aşkım, kocacığım, koca yaraklı hovardam, sik parçala amımı koca yaraklım, sikemeyenin amını böyle sikerler, off dayanamıyorum, içimi yakıyorsun, pompala canım, hadiiiiii geçirrrrr aslanım!” dedikçe hayvanlaşmıştım… Hayriye amının kaslarını sıkarak adeta yarağımı bırakmamacasına eziyordu. Amcığı gevşeyeceğine sanki dahada sıkılıyor, daralıyordu. Susmak bilmiyor, haykırıyordu, “Açım koca yaraklım, açım yarağa, açım sikilmeye! Of ne güzel sikiyorsun! Seni ilk gördüğümde amımdan akan suyu görseydin oracıkta Erkanın yanında tecavüz ederdin bana, Erkana da başımı tuttururdun!” dedi. “Tutarmıydı?” diye sordum. “Böyle siktiğini görse eminim beni kendisi siktirir sana, zaten tapıyor sana!” dedi. Bunları duyunca anladım ki, o hanım hanımcık, çıtı pıtı, kapalı kadının fantazi dünyası sınırsızmış, sikişirken konuşmak ve özellikle kocasını aşağılamaktan müthiş zevk alıyordu. Hemen ben de buna yardım etmeye başladım, “Senin o boynuzlu kocanın amına koyayım ben! Karısını siktiğimin pezevengi!” dedim. “Oooohhh, eveeet, sik Erkanın karısını! Pezevenk kocamın sikemediği amına koyyy errkeğimmm. Sik, boynuzlat arkadaşını, Erkana boynuz taktır bana, sikicim sen ol, boynuzlu pezevengim o olsun, yırt amımı, yırt götümü, sana kendimi o pezevengin kucağında siktirmezsem bu yarrak bana haram olsun sikicim!” diye haykırıyordu. “Sen tam bir Orospuymuşsun, amına koyduğumun Kahpesi, amının ateşi vücuduna, eline vurmuş, anlasaydım ilk fırsatta zorla sikerdim seni, adi Fahişe!” dedim. “Evet tecavüz etmeliydin bana, zorla, bağırta bağırta, ağlata ağlata sikmeliydin, o gün arabanla dağa kaldırmalıydın beni!” dedi. “Sende bu Orospuluk varken seni daha öyle sikerim ki, o pezevenk kocanın boynuzları caddelere sığmaz, merak etme!” dedim. “Ooohhh sik erkeğim Erkanın karısının tazecik amcığını! Daha bu orospu kocasının taptığı bu arkadaşına neler verecek!” dedi. “Neler vereceksin?” dedim. “Amcığımı verecem!” dedi. “Onu zaten verdin amcık karı, dalga mı geçiyorsun, amına koyduğumun Orospusu seni!” dedim. “Götümü de verecem, bakire el değmemiş götümün de sahibi sen olacaksın erkeğim!” dedi. “İşte bu güzel!” dedim. “Götümü de siktirecem sana, fakat önce şu doymamış amcığımı doyurmalısın, sik Nahitim! Sik erkeğim, hovardam benim! Oohhh! Kocam olacak o pezevengin boynuzları uzasın, arkadaşının altında amımı siktiriyorum, ohhhh! Hadi vur! Sakın durma! Oooof, aaaah dayanamıyorum, bana birşeyler oluyor, içim gidiyor, sakın durma, kökle birtanem, kökle! Ahhhh…” dedi ve titremeye başladı. Boşalmak üzereydi, zevk alması için yarağımı geri çektim, başının yarısına kadar çıkardım ve tekrar kökledim ve öyle bir bastırdım ki, dibinde bekledim ve boşaldığını hissettim. Ben ise hızımı daha alamamıştım, kendimi sıkıyor boşalmamak için direniyordum… Yaklaşık 45 dakika sonra Hayriye dördüncü kez boşalırken, ben de patlamak üzereydim ve makina gibi hızlandım, “Geliyorum Orospu, nerene boşalayım?” dedim. Hemen bacaklarını sımsıkı belime, kollarını da boynuma doladı, gözlerimin içine bakıyor, sıktığı dişlerinin arasından, “İçime boşal koçum, içime boşal aslanım! Her yerim senin, istediğin yerime boşalabilirsin, ama önce şu Orospunun döle susamış taze amını döllerinle bir sula, arkadaşının sikemediği karısını dölle, bu am senin döllerine kurban olsun, hadi sikicim, hadi fışkırt amıma, fışkırt döllerini!” dedi. “Ya hamile kalırsan?” deyince, “Offff, hadiii, fışkıırrrrt aşkımm, bırak kendini, hadiii ak içimeee, ak amımaa, ohhh hadi sikicim, yolla döllerini hadiii, kalırsam sana hamile kalayım, senin çocuğunu doğurayım, hadiiii!” diye bağırdı. Öyle tahrik olmuştum ki, artık bu sözler üzerine o anda patladım! Ama ne patlayış, amının içi, en ücra köşesine kadar dolmuştu. Adeta kısa bir baygınlık geçirdi… O gece Hayriyeyi defalarca siktim (Götten de siktim!) ve ilişkimiz 3 yıldır sürüyor. Her fırsatta amdan, götten, ağzından, neresi denk gelirse orasından çılgınca siktim. Şimdi benden hamile kalınca kocasına her şeyi anlatmış, kocası önce kızmış, ama sonra çaresiz olduğu için kabullenmiş…

kadife tenli 20lik

KADİFE TENLİ 20`LİK SARIŞINIM!!! Herkese merhaba. 36 yaşında, İstanbul’da yalnız yaşayan, bekar bir mühendisim. Daha önce başımdan geçen bir olayı anlatmıştım. Bu da bir diğeri. Bir gün iş çıkışı, “güzel bir şeylere rastlarsam alırım” düşüncesiyle, yaşadığım semte yakın olan kıyafet satan mağazaları dolaşmaya başladım. Giyim tarzınız, girdiğiniz mağazada size karşı davranışlarda ve verilen hizmette gerçekten belirleyici oluyor. Ben zaten hem işte hem de özel yaşamda iyi giyinirim. İşte bu da insanların size yaklaşımını kesinlikle etkiliyor. Her mağazada çok hoş karşılıyorlar. Neyse fazla uzatmayayım. Ara sıra uğradığım ve alışveriş yaptığım bir mağazaya girdim. Genelde genç ve hoş kızların çalıştığı bir yerdir orası. Girer girmez onu seçti gözlerim çalışanların arasında. Harika bir vücudu olan, nefis bir makyaj yapmış, çok güzel bir kızdı. Tabii sadece benim değil, başka bir çok erkeğin de dikkatini çekiyordu. Algıda seçicilik durumu işte:) İçeride çiftler de vardı. Yanında kız arkadaşı veya karısı olan erkekler bile çaktırmadan o kıza bakmaya çalışıyordu. Hatta 20’li yaşların ortalarında bir genç, bakarken kız arkadaşına yakalanıp fena halde fırça bile yedi; kulak misafiri oldum fırçaya:) Herkesi büyüleyen bu kız sarışındı. Neredeyse beline kadar uzanan kıvır kıvır sarı saçları vardı. Kuaförde yapılmış bir sarışındı ama gene de çok iyiydi. 165 cm ve en fazla 50 kilo civarında diye tahmin ettim. Sonradan, çok yakın tahminler yaptığımı da öğrendim zaten:) Ben mağazada dolaşmaya başladım, ama gözüm hep onda… Bir şeylere bakıyorum ama aslında hiçbir şeye bakmıyorum. Bir yandan da “acaba ne yapıp etsem de, benim yanımda dolaşan diğer hatunu ekarte edip sarışına yaklaşsam?” diye düşünüyorum. Çünkü o sırada o da başka müşterilerle ilgileniyor. Ben bu arada, benim yanımda dolaşan kıza “herhangi bir şey almayacağım, sadece neler var neler yok diye baktığımı” söyleyip teşekkür ettim, yalnız kaldım. Sonra sarışının olduğu yere doğru ilerleyip ona yaklaştım. Tam ilgilendiği müşteriler gidince göz göze geldik. Ona raflardan bir şeyi gösterip, “bir şey soracakmış gibi” yardım istediğimi belli ettim. Hemen yanıma geldi. Tabii gelince parfümünün kokusunu da yanında getirdi; benim aklım da iyice başımdan gitti:) O anda kendimi tutamayıp ona doğru daha da yaklaşıp, başkasının göremeyeceği şekilde ama ona göstere göstere parfümünü koklayıp derin bir nefes çektim. Çok şaşırdı; hemen “gören oldu mu acaba?” diye sağa sola baktı. Ben de özür dileyip, “merak etmeyin, kimse görmedi” diyerek parfümünün çok güzel olduğunu söyledim. İkimiz de güldük. Bu gülüşme hemen gerginliği alıp buzları eritti. Sonra başladık mağazada dolaşmaya. Bana bir şeyler gösteriyor, anlatıyor, ben de her şeye “hmmm, tamam, peki” gibi cevaplar veriyordum ama bir yandan da ayak üstü ondan bir sürü şeyler öğrenmeye çalışıyordum hayatı hakkında. Tabii bu arada, o da ayak üstü bana bir sürü şey satıyordu:) Ne kadar harcadığımı kasada, neler aldığımı da eve gidince öğrenebildim:) Ama onunla konuşurken her şeye rağmen, erkek arkadaşından yeni ayrıldığını, ailesinin başka şehirde olduğunu ve üç kız olarak kiralık bir evi paylaştıklarını bile öğrenmiştim. Bu arada hep “siz”li “biz”li konuştuk. Gene de kısa sürede çok hızlı bir yakınlaşma oldu. Ben kasaya giderken teşekkür edip tokalaştım. Tokalaşırken de, avcuna bir kartımı gene kimseye hissettirmeden koyup, “arayın beni müsait olunca, sizinle dışarıda da görüşmeyi çok isterim” dedim. Sadece gülümsedi, cevap vermedi. Ben ödemeyi yapıp, çıkıp eve gittim. Bu arada yolda, ertesi gün, aldıklarımdan birini değiştirme bahanesiyle tekrar geri gitmeyi planlıyorum tabii:) Onu tekrar görüp beni aramasını tekrar istiycem. Eve gelip farkında bile olmadan neler aldığıma bakarken cep telefonum çaldı. Daha ceketimi bile çıkarmamıştım. Tanımadığım bir numara arıyordu. Telefonu açtım. Arayan ses “merhaba, nasılsınız?” dedi. Sesten, arayanın benim sarışınım olduğunu bir an için tahmin ettim ama bu kadar kısa sürede aramak bir yana, “beni araması için belki de defalarca oraya gidip ısrar etmem gerekir” diye düşündüğüm için, “o olamaz” dedim kendi kendime. Benim telefonu açtıktan sonraki şaşkınlığımı ve duraksamamı anlamış olacak ki, adını söyledi. Acayip sevindim tabii. Bana “işten erken çıktığını, benden bir sürü para kazandığını ve eğer hala dışarıdaysam bana bir kahve ısmarlamak istediğini” söyledi. Ben evde olduğumu söyledim. Bunun üzerine o, “tamam o zaman, başk azaman içeriz” dedi. Benim hemen aklıma hala yemek yemediğim geldi. Ona, “ben eve geldim, çantaları bıraktım ama şimdi tekrar çıkıp yemek yiyicem, siz de yemek yememişsinizdir, yemeği ben ısmarlayayım, kahveleri de siz, hemen çıkıyorum” deyip cevap bile vermesine fırsat bırakmadan çıktım evden. Buluştuk. Çok şık bir yere götürdüm onu. Girmeden önce itiraz etti, “herhangi bir yerde bir şeyler de atıştırabiliriz” dedi. Bu alçakgönüllü tavrı daha da hoşuma gitti; sanki sevgiliymişiz gibi elinden tutup içeri girdim. İyi bir yemek yedik, iyi bir şişe de şarap bitirdik. Çıkışta bu defa o benim elimi tuttu. “Şimdi sıra bende, kahveleri nerde içelim?” dedi. Ben “çok iyi bir Türk kahvesi içsek ne iyi olurdu” dedim ve ona Türk kahvesi yapmayı bilip bilmediğini sordum. “Tabii ki biliyorum!” dedi. Ben de “hadi o zaman, işte sana fırsat, göster bakalım hünerini, bana gidiyoruz” dedim. İtiraz etmedi, sadece “peki” dedi ve eve geldik. Bu arada onun 20 yaşında olduğunu da öğrenmiştim. Ben de o zaman 35’tim. Kendime “Oha!” dedim ama geri dönüş yoktu artık. Neyse, biz kahveleri içtikten sonra işte çok yorulup yorulmadığını sordum. Ayaklarının ve bacaklarının yorulduğunu söyledi. Ayaklarını dizlerimin üstüne çekip masaj yapmaya başladım. Çok hoşuna gitti. Daha sonra omuzlarına ve sırtına masaj yaparken üstünü çıkarmasını istedim. Ne olduysa o anda oldu. Çünkü resmen kadife gibi pürüzsüz bir teni vardı. Onu kendime çevirdim ve deli gibi öpüşmeye başladık. Bir yandan öpüşüyor, bir yandan yatağa doğru gitmeye, bir yandan da birbirimizi soymaya çalışıyorduk. Üçünü bir anda yapmak çok zordu ama bir o kadar da heyecan vericiydi:) Bir anda durup “hadi duşa gidelim!” dedi. Çıplak kalmıştık zaten, hemen duşa girdik. Önce duş jeliyle birbirimizi iyice yıkadık. Hem yıkayıp hem birbirimizi öpüp okşuyorduk. Daha sonra eğilip bana oral seks yapmaya başladı. O neydi öyle? Bu yaşta nasıl böyle güzel oral seks yapmayı öğrenmiş olabilirdi; şaşırdım. Çünkü hatunların bir çoğu “acayip oral seks yapıyorum” diye ortalıkta dolaşır ama, dişlerini kullanmadan sadece dili ve dudaklarıyla oral seks yapabilen de çok azdır. Beni resmen dili ve dudaklarıyla uçurdu. Ara sıra boğazına kadar alıyor, sonra şeker yalıyormuş gibi yavaş yavaş çıkıyor ve bunu seyretmek de benim neredeyse dünyayla bağlantımı kesiyordu. Bunu seyretmenin ne olduğunu biz erkekler çok iyi biliriz:) Ben boşalmadan önce eliyle devam edip, eğer iğrenirse beni eliyle boşaltabileceğini söyledim. “Sen karışma!” deyip beni azarladı. Tabii ben de patladım bir süre sonra. Bir damlasını bile yere damlatmadı; hepsini yuttu. Resmen boğazındaki yutkunma seslerini duydum. Sonra ben onu yatağa götürdüm. Bir kavanoz yeni “Nutella” vardı:) Bu arada, Beylerrr!!! Siz siz olun “Nutella”yı acil durumları düşünerek asla buzdolabina koymayın. Buzdolabına koyarsanız çıkarınca ekmeğe sürmek zor oluyor:))) Neyse, kavanozu kapıp geri döndüm ben. Bunu görünce öyle heyecanlandı ki, resmen gözleri büyüdü. Tam da duştan çıkmışız, baştan aşağı hijyen kokuyoruz:) hatunun vücudunda “Nutella” sürüp, oradan onu yalayıp yemedğim yer kalmadı. Şimdi bana “Oha, hayvan!” diyeceksiniz ama kulak arkalarına ve ayak parmak aralarına bile sürüp yedim. Bu arada o da heyecandan iki kere zirve tırmanışı yapıp geldi:) Sonra aldı kavanozu eline, gene yeteneklerini segilemeye başladı:) “Nutella”yı üretenler ürünlerinin besleyici, lezzetli vs. ıvır zıvır özelliklerinin yanında, böylesine yüce bir amaca da hizmet ettiğini acaba biliyorlar mı:))) Acaba bu konuda bir TV reklamı yapılamaz mı? Yapılsa bile RTÜK yayınlayan kanalı en az bir hafta kapatır herhalde:))) Ben bu arada çoktan kazık gibi sertleşmiştim ve tekrar inisiyatifi ele aldım. Yeni regl olduğunu ve içine boşalabileceğimi söyledi. Aynı anda boşaldık. Bunu bilenler bilir. Aynı anda orgazm olabilmek resmen insanı zevkten uçurur, neredeyse ölüme doğru bir tur attırıp geri getirir. Aynı anda orgazm olabilmenin bilinen bir formülü var mıdır, “ten uyumu” dedikleri şey midir, nedir, bilinmez. Ama yakalanabilirse, (bilenler çok iyi bilir) galiba hem erkek hem de kadın için alınabilecek en üst düzeydeki zektir sanırım. Ben de bir süredir bir hatunla aynı anda orgazm yaşayamamıştım; ilaç gibi geldi:) Tabii bu arada skor da sarışınımın lehine 3-2 olmuştu. Madem ki bir dostluk maçıydı, berabere bitmesi gerekirdi:) O gece bende kaldı, uyumadan önce ben skoru 3-3’e getirdim. Ama bu arada, o bana çaktırmadan bir gol daha attı mı atmadı mı emin değilim:) Ben o gece çok romantik bir şekilde sarışınıma sarılarak uyudum. sabah ikimiz de işe gittik. Sarışınımla maçlarımızı bir süre daha tekrarladık. Sonra o ailevi nedenlerle İstanbul’dan ayrıldı. Bir süre sonra da evlendi, bağlantımız kesildi. Şu anda mı durumum ne? Şu anda hala açılmayı bekleyen bir kavanoz “Nutella”m var. Üstelik de buzdolabında değil:)))

antepli hatun

Mrb ben gaziantepten darkman bir ay sohbet ettiğim evli bir bayanla buluşmaya karar verdik kadın evliydi ve mobilya dükkanları vardı. kocam işe gidince ben seni telefonla ararırım dedi ve ertesi gün telefonum çalmaya başladı benim teli açtım hatun alo dedi senmisin evet benim dedi dükkana kadar gelebirlmisim dedi evet dedim on dakika sonra dükkanlarına gittim biraz sohbet ettik sonra yanıma oturdu elimi tutmaya başladı elimi ammına doğru çekmeye başladı ben bu arada dayanamadım ama kocası gelecek diğe bir yandan dan çekiniyordum. çay içermisin dedi tabi dedim içerden alsan kendine dedi ben cay almaya gittiğimde benim arkamdan geldi ve arkadan elimi orama atmaya başladı bu arada benim iri sikim dim dik olmuştu. ben dona kalmıştım beni çevirdi ve fermuarımı açtı sikim çıkardı yalamaya başladı ben dayanamıyordum hemen onu tezhagın üzerine çıkardım ve ammını yalamaya başladım hadi içime gir hadi içime gir diğe bağırıyordu ama ben hiç oralı olmuyordum artık bana yalvarıyordu lütfen diyordu lütfenn neyse bende artık dayanamıyordum sikimi çıkardım ve yavaş yavaş sürtmeye başladım ben sürtükçe çılgına dönüyordu beni kendine doğru çekiyordu ama ben sikimin hepsinin girmesine izin vermiyordum . en son lütfen dedii hadi aşkım lütfen dayanamıyorum dedi bende yavaş yavaş içine girmeye başladım. gidip gemeye başladım çılgına dönmüş hadi hızlı yap erkekğim eşim beni mutlu edemiyor hadi aşkım dedi bu aradan ben hem gidip geliyordum hemde bir parmağımı popo deliğini koymuştum çılgına dönmüştü hepsi ben bu aarada hızımı alamadım sikimi çıkardım ve popo deliğinie sokmaya başladım bağırdı hadi aşkım beni deli et dedi ben dayanamadım içind didip gelmeye başladım çılgına dönmüştü köküne kadar sok diyordu beni tahrik ediyordu ve en son dayanamadım içinde patladım hemen sikimi çıkardım ağzına alması söledim bütün menimi yaladı ben hemen pantolonumu giydim ve dükkan fırladım

kankimin karisi

kankim iş için rusya ya gitti karısı çocuğula kalmıştı bir gun marketten aldığı mazemeleri gitirdim sonra beni içiri aldı bi büded bakıştık beni dudaktan öptüsonra yaladı yarım saat yaladı sikim direk gibi oldu önce amını siktimsonragötünü siktim2saat kötünü siktim ve bi bütdetsikiştik her hafta kacası yatırken ben eve gıdıp onu amdan ufacık gotdelığınden sıktım ve hıkaye bettı umarım bu olay sıze de nasıp olur